Bir Haftasonu Roma'da


Cumartesi sabahı erken saatte Roma'ya uçtuktan sonra havaalanında otele taksi / minibüs ile teslim önerilerini nazikçe geri çevirip önceden araştırdığımız ve merkeze gitmenin en ekonomik yolu olan regional trenlere doğru yöneliyoruz. Zaten trenlerin kalktığı istasyon havaalanın nerdeyse içinde ve birkaç dakikalık yürüyüşten sonra hemen ulaşıyoruz. İstasyon duraklarına bakarak otelimizin bulunduğu yerdeki metroya binebileceğimiz istasyonumuzu belirliyoruz. Trenimizin kalkışına vaktimiz olduğunu görünce hemen kendimizi istasyondaki bara atıyoruz. Bu barlarda ayaküstü bişeyler yiyip içebiliyorsunuz ve bunlar bir istasyon barından ummayacağınız güzellikte oluyorlar. Nefis kapuçinom ve brioşumu (brioche - İtalyan kruvasanı, içine koyacağınız malzemeyi sonradan seçip özel bir aletle dolduruluyor) mideye indirdikten sonra otele doğru yöneliyoruz.


Otelimiz ünlü Aşk Çeşmesinin hemen yakınındaydı. Roma'da görülmesi gereken yerler hep yakın yürüyüş mesafesinde olduğundan merkeze yakın bir otelde kalmak çok akıllıca oluyor. Eşyamızı otele bıraktıktan sonra hemen kendimizi Roma sokaklarına atıyoruz. İlk durağımız tabii ki Aşk Çeşmesi (Fontana di Trevi). Sırtımızı çeşmeye dönüp sağ elimizle sol omzumzun üzerinden paramızı atıp dileğimizi diliyoruz :)


Sokaklar arasında biraz yürüdükten sonra karşımıza Anadolu'da ancak dağ tepe aştıktan sonra sadece kalıntılarını görebildiğiniz tapınakların aksine tamamen korunmuş ve şehrin göbeğinde bulunan Pantheon çıkıyor. Pantheon 118 yılında Hadrian zamanında yapılmış güneş tapınağı. 7. yüzyılda kiliseye dönüştürülmesi sayesinde günümüze kadar ulaşabilmiş.


Veee Piazza Navona... Dönüp dolaşıp kendinizi buraya gelmiş buluyorsunuz. Tablo gibi bir yer, bir tarafta sanatçılar, diğer tarafta çeşmeler ve güzel cafeler...



Roma'ya gidip de Roma dondurması yememek olmaz tabii. Envai çeşit dondurmadan seçim yapmak biraz zor, tramisulu, limonçellolu gibi birkaç orjinal çeşitte karar kılarak afiyetle yiyip yolumuza devam ediyoruz.



Vatikan'a Doğru

Tevere nehrinden karşıya geçerken solda tüm ihtişamıyla San Pietro Bazilikasını görüyorsunuz.


San Pietro meydanına doğru ilerlerken sağda Castel San Angelo var. 139 yılında İmparator Hadrian'ın mozolesi olarak inşa edilen kale, zaman içinde hapishane ve Papaların karışık zamanlarda korunma yeri olmuş. Hatta burayı Vatikan Sarayına bağlayan bir koridor mevcutmuş.


San Pietro'ya doğru ilerlerken karşınıza resim çektirebileceğiniz hatta at arabalarıyla tur atabileceğiniz Roma askerleri çıkıyor.


Vatikan'ın kendi ordusu bulunmayıp bu görev İsviçre Koruma Ordusu tarafından yerine getiriliyor. İlginç renkli giysileriyle askerler alışık olduklarımızdan oldukça farklı.


Dünyanın en büyük kilisesi olan San Pietro bazilikasına girmeden uzun kuyrukta bir süre bekleyip güvenlikten geçmeniz gerekiyor


San Pietro Bazilikası dünyanın en yüksek kubbeli yapısı ve en yüksek rönesans yapısıdır. 136.5 metre olan kubbesi Michelangelo tarafından tasarlanmış ancak ömrü boyunca tamamlanamamış.



Michelangelo'nun sadece 25 yaşındayken 1499'da yaptığı Pieta'sı.


Kutsal Kapı sadece Kutsal Yıllar'da açılıyor. En son 2000 yılında açılmış olan kapı 25 yılda bir açılıyor ve buradan geçenlerin tüm günahlarından affedildiği kabul ediliyor. Şu an kullanılmayan kapının yerine duvar örülmüş.


Bazilikada ayrıca son Papa ve daha önceki birçok Papa'nın mezarlarını gezebiliyorsunuz.


Pazar günleri ve dini bayramlarda Papa yandaki meydanı hınca hınç doldurmuş insanlarla ayin yapıyor.



Gecenin büyüleyici ışıklarında Roma

Roma'nın her tarafındaki çeşmeleri hava kararınca ışıklandırılıyor ve büyüleyici görüntüler ortaya çıkıyor. Gündüz gördüklerinizi bir de gece ışıklandırılmış halini görmekte fayda var.



Via Delle Quattro Fontane'deki dört çeşme.

17. yüzyılda inşa edilmiş olan İspanyol merdivenleri ismini İspanyol sarayından alımış. Günün her saatinde kalabalık.

İspanyol merdivenlerinin altındaki çeşme. Roma'nın her tarafındaki çeşmelerde olduğu gibi bunun da suyu içilebiliyor.



Antik Merkez

Piazza Venezia'ya doğru başınızı çevirdiğinizde hiç ummadığınız bir yerde binaların arasında gözüken kocaman bir anıt görüyorsunuz. Vittorio Emanuele II Anıtı'nın inşasına 1885 yılında başlanıyor ve 1911 yılında açılışı yapılan anıt birleşmiş İtalya'nın ilk kralı olan Vittorio Emanuele II'ye ithaf ediliyor.


Via Dei Fori İmperiali'den Colosseum'a doğru devam ettiğinizde kendinizi sağlı sollu antik kalıntıların arasında buluyorsunuz. Tüm bu kalıntıların şehir merkezine beş dakikalık yürüme mesafesinde olması inanılmaz. Trajan Forumu, 107 yılında Dacia'nın (günümüzün Romanya'sı) fethi anısına Trajan tarafından yaptırılmış.


Roma'ya kadar gidip de şöyle bir imparatorlarla fiyakalı resim çektirmemek olmaz tabii :)) Caesar'ın evlat edinilmiş oğlu Augustus, Roma'nın ilk imparatoru. Daha önce cumhuriyet olan Roma'nın büyümesiyle güç Julius Caesar gibi generallere geçmiş (MÖ 49). Cumhuriyetin işlevini yitirmesiyle Caesar’ın varisleri Roma İmparatorluğunun ilk imparatorları olmuşlar.


Colosseum, İmparator Vespasian tarafından 72 yılında yaptırılmış. Roma İmpartorluğu'nun en büyük amfitiyatrosu. Colosseum 55000 kişi alabilmekteymiş ve kişilerin herbiri kendi sosyal sınıfına göre oturabilmekteymiş. İmparatorlar ve zenginler tarafından düzenlenen gladyatör dövüşlerinde 9000'den fazla vahşi hayvan öldürülmüş.


Roma Forumu cumhuriyet döneminde pazar yerleri, tapınaklar, senato ve genelevlerin bulunduğu karışık bir yermiş. MÖ 2. yüzyılda yenilenmesine karar verilmiş; gıda pazarları, iş merkezleri ve mahkemelerle değiştirilmiş. İmparatorlar birçok eski binayı yenilemiş, yeni tapınak ve anıtlar inşa ettirmişler.



Romulus TapınağıAntonius ve Faustina TapınağıTitus Kemeri

Septimius Severus Kemeri

Forumdan çıkıp Arocoeli'nin dik merdivenlerini tırmanınca (1348'de veba salgının sona erişi anısına inşa ediliyor) müthiş Roma ve Forum manzarası karşılıyor sizi. Oraya kadar tırmanmışken Palazzo Senatorio'yu (yanda) ve Santa Maria Aracoeli kilisesini görebilirsiniz (altta).



Daha yapacak birçok şey, görülecek birçok yer var ancak maalesef Roma haftasonumuz sona eriyor. Başlıca eserleri gördükten sonra gerisi inşallah bir başka sefere diyerek Roma'ya veda ediyoruz.

Yer: Roma, İtalya