Arabayla Kuzey İtalya

harita

Sonunda çıktık, uzun süredir ah gitsek dediğimiz, nerden nasıl başlasak diye düşündüğümüz kuzey İtalya seyahatimizi altı güne sığdırıyorduk. Bir defa, daha önce Roma ve Venedik’i görmüştük ve üçlemeyi tamamlamak için Floransa’ya muhakkak gidecektik. Sonra son James Bond’ta görüp de burası nasıl güzel bir yer dediğimiz Siena’ya da gidecektik. Kuzey İtalya hakkında araştırma yaparken Rick Steve’in anlata anlata bitiremediği ve bizim de resimlerini görüp de hayran kaldığımız Cinque Terre’yi de görecektik. Cinque Terre – Floransa arsındaki İtalya denince ilk akla gelen simge olan Pisa’ya da uğrayacaktık. Daha önce günübirlik gittiğimiz ve tadı ve güzeliği damağımızda kalan Venedik’te bu sefer biraz daha uzun vakit geçirecektik. Venedik’ten uçağımızın kalkacağı Milano’ya dönerken yol üzerindeki Romeo ve Juliet’in evi olan Verona’ya da uğrayacaktık. Son olarak da dönüş öncesi Milano’ya çok yakın olan Alplerin dibindeki Como gölüne gidecektik.

Sonuç olarak Milano, Genova, Portofino, La Spezia (Cinque Terre), Pisa, Floransa, Siena, Venedik, Verona, Milano, Como duraklarından oluşan rotamızı oluşturduğumuzda 1100km’lik yol çıktı karşımıza. 1100km, on farklı yer ve sadece altı günümüz vardı. Gerçekleştirilmesi zor ve yorucu gibi gelebilir ancak önceden iyi bir şekilde planlayıp, ulaşım, kalacak yer gibi başlıca vakit alıcı şeyleri rezerve edince geriye çok güzel ve doya doya geçirilmiş bir tatil ve birçok güzel hatıra kaldı...

Havaalanında önceden rezerve ettiğimiz arabayı teslim alıp yola koyulduk.


İlk durağımız Genova oldu. Genova'ya ulaşım otobanla olduğu için çok rahat.


Genova'dayken akşamüstü Portofino'yu da gidip gördük. Daha önceden araştırdığımızda sokağa parketmenin arabanın çekilmesine yol açtığını okuduğumuzdan arabayı şehrin girişindeki katlı otoparka park ettik.


Sonraki gün erkenden yola çıkıp Cinque Terre'ye gittik. Cinque Terre'ye arabayla giden yolların çok kötü olduğunu bildiğimizden La Spezia'dan sonra yola trenle devam etmeye karar verdik. Fakat, La Spezia'da uzun süre park yeri aradık. La Spezia'da katlı otopark yok, cadde üzerine park ediliyor ve bizim gittiğimizde bütün yollar doluydu, istasyon civarındaki bütün sokaklara girip çıktık ve uzun süre sonunda bir yer bulabildik.

La Spezia yolunda

Akşam üzeri Pisa'ya gidip ünlü Pisa kulesini gördük. Pisa'da araba hiç sorun olmadı, hatta kuleye yakın bir yere ücretsiz olarak park ettik.


Sonrasında rotamızı Floransa'ya kırdık. Floransa'nın içine arabayla giremeyeceğimiz için ve arabayı neredeyse bir günlük araç kiralama ücreti isteyen otoparklarda bırakmak istemedeğimizden, biraz dışarıda yer alan ve ücretsiz otopark ve shuttle servisi olan StartHotels Tuscany'de kaldık.


Floransa'dan günübirlik Siena'ya da yolculuk yaptık. Floransa Siena arasındaki yolu gitmek araç kiralamak için bahane olabilecek kadar güzel. Hem sürmesi zevkli bir yol hem de Chianti bölgesi üzerinden gidildiği için her tarafta şarap bağları eşlik ediyor. Siena'nın içine araç girişi yok. Fakat şehir surlarının hemen dışında katlı otoparklar mevcut. Siena yolları çok karışık olduğundan otoparktan şehrin içine giden yolu çok iyi belleyip dönüşte sapmadan aynı yolu kullanmak gerekiyor.


Floransa'dan sonra Venedik'e giderken seyahatimiz boyunca en uzun durmadan gittiğimiz yolu yaptık. Zaman zaman puslu, yağmurlu bir havada otobanla Venedik'e kadar ulaştık. Venedik'te şehrin içinde kalmayı tercih ettiğimiz için arabayı merkeze yakın olan katlı otoparka bıraktık.


Venedik'ten çıktıktan sonra Verona'ya gittik. Orda da merkezde bir katlı otoparka park ettil ve şehri dolaşmaya koyulduk.


Sonraki durağımız Milano'ydu. Milano'da da otel seçimimiz arabayla rahat edebileceğimiz merkez dışı bir otel yönünde oldu. Şehir merkezine yine arabayla gidip merkezi bir katlı otoparka park ettik.


Milano'dan sonra Como gölüne gittik. Bellagio'da mola verip gölün güzelliğini keşfettik.


Sonrasında uçağımıza binmek üzere Malpensa'ya doğru yola koyulduk ve güzel bir seyahatin sonuna geldik.


İtalya'da araba kullanma konusunda notlar:

İtalya'da daha önceden de araba kullanma tecrübem vardı. Hatta ilk arabayı kullanmaya başladıktan 15 dakika sonra Carabinieri (Jandarma) beni durdurmuştu. Meğerse bulunduğum bölgede gündüz farları açık tutmak gerekiyormuş. İngilizce bilmediklerinden anlaşamamıştık, onlar da pes edip farlarımı açıp beni yolladılar.

Genelde iki şerit olsa da otobanlar (autostrada) yeterli. En güzeli sol şeridin boşuna işgal edilmemesiydi. Zaman zaman trafiğe de takıldık ama genel olarak sorun yaşamadık. Hız limiti 130 km. Gişelerde genelde kredi kartı geçiyor, ayrı bir gişede  görevliyle anlaşmaya gerek kalmadan para ödenebiliyor. Gişede parayla ödediğimiz de oldu, bizdeki gibi ödenmesi gereken miktar gözüküyor, o yüzden bir sıkıntı yaşamadık.

Benzin istasyonlarında eğer pompacı yoksa sorun yaşanma ihtimali var. Durduğumuz bir istasyonda kredi kartımızı kabul etmedi, posta kodu istedi, o yüzden yakıt alamadık. Daha sonra daha büyük bir istasyondan sorunsuz depomuzu doldurabildik.

Büyük yerlerde bir çok park yeri seçeneği mevcut. Merkeze yakın bir otoparka park etmek çok faydalı oluyor. Sokağa parketmek ise biraz daha karmaşık. Sokaktaki park yerlerinin renklerinin anlamlarını bilmek gerekiyor. Bir de bazı yerlerde ne kadardır park edildiğini belirlemek için disco orario dedikleri park disklerinden almak gerekiyor. Turistik geziler için katlı otopark en temizi ve kolayı.

İtalyanlar araba kullanma konusunda bizden çok farklı değiller. Kurallara uymayan pek çok sürücü oluyor, özellikle hız kuralları konusunda bizim gibiler. Fakat en önemlisi yaya geçitlerinde hepsi duruyor, o bilinç iyi oluşmuş.

Bir diğer konu da geçiş önceliklerini bilmek İtalya'da işe yarıyor. İki yönden gelen araçlara aynı anda yeşil yanabiliyor ve bu durumda geçiş önceliğine bakılıyor.

Yer: Malpensa, İtalya